AKYAPAK MAKİNE

Bursa’da kök salan ve dünyaya başarısını ispatlayan Akyapak Makine ikinci neslin devamında, 50 yıllık tecrübesini geride bırakmanın mutluluğunu yakın zamanda kutladı. Ancak şimdi gelinen bu noktaya ulaşmak hiç de kolay olmamış… Levent Bey’in dedesi Yahya Akyapak’ın göç zamanında temelleri atılan bu yolculuğu Levent Bey şu şekilde anlattı: “Biz aslen Yugoslavya göçmeniyiz. 1930’lu yıllarda dedem Üsküp’te yaşardı. Üsküp’te ise geçimini hayvancılıkla sağlarmış. Hatta şimdiki soyadımız Akyapak da buradan gelmedir… Hayvan tüylerinden yapak üreten dedem Yahya Akyapak, şap salgınında 6 bine yakın büyük ve küçükbaş hayvanı kaybeder. Tabii ki o dönemde bu kadar mühim bir sayıda yapılan hayvancılığa karşı yaşanan kayıp, onları epey etkilemiş…  Bir yandan da yıllardır yaşadıkları topraklar, Osmanlı’nın dağılmasının ardından Türkler için yaşanması zor bir coğrafyaya dönüşmüş… Sonunda dedem Yahya Akyapak ile eşi Hafize Hanım, o yıllarda Balkanlar’da yaşayan tüm Rumeli Türkleri gibi genç Türkiye Cumhuriyeti’ne göçüp göçmeme konusunda karar verme aşamasına gelmişler… Eşi Hatice Hanım ile enine boyuna düşünmenin sonucunda en doğrusunun Türkiye’ye göçmek olduğuna karar vermişler. Her ne kadar gidilecek yeni ülkede birçok bilinmez onları beklese de bu maceraya atılmışlar. Dedem ve ailesi ilk önce göç sonrasında İstanbul’a gelmiş. Ancak İstanbul’da bir sene yaşadıktan sonra Bursa’ya taşınmışlar.” 

“BABAM TOLON FABRİKASI’NDA ÇALIŞTI”          

Bursa’da da hayvancılığa devam eden Yahya Akyapak’ın Fevzi, Kazım ve Saim adlı üç çocuğu olur. Ancak kardeşler hayvancılıktan çok, o zaman Bursa’da yeni yeni gelişmeye başlayan makina sanayisinde çalışmayı tercih ederler. Hatta Fevzi Akyapak Türkiye’nin ilk yerli çamaşır makinasını üreten Tolon Fabrikası’nda çalışmaya başlayıp kendisini yetiştirmiş: “1960’li yıllara gelindiğinde babam Fevzi Akyapak öncülüğünde Kayhan Çarşısı’nda 90 metrekarelik torna tesviye atölyesi ile Akyapak Makine’nin temelleri atılmış. Babamlar ilk olarak soba borusu bükme makinaları ürettikleri atölyede üç kardeş 1982’ye kadar birlikte çalışmış. Ancak o zamanlar elbette şimdiki gibi değil hiçbir şey; teknoloji yok, maddi sıkıntılar çok… Bütün kardeşler el birliğiyle gece gündüz demeden bin bir zorlukla işlerin altından kalkmaya çalışmışlar. Bu süre içinde babam Fevzi Akyapak’ın beş çocuğu olmuş. Ben kardeşlerimin arasında en büyük olanım. Makinalara olan ilgim de çocukluk yıllarımda başlamıştı.”

“ASKERLİĞİMİN ÖNCESİNDE DE SONRASINDA DA ÇALIŞTIM”

Lise çağına geldiğinde bir yandan Tophane Endüstri Meslek Lisesi’nde okurken bir yandan babasının atölyesinde ter döker Levent Bey… Nüfusa büyük yazdırıldığı için 1977’de daha 18 yaşında iken askere giden Levent Akyapak’ın acemiliği Haliç kıyısındaki Halıcıoğlu’na düşer. İsterse usta birliğini de İstanbul’da yapma şansı vardır; fakat Akyapak’ın bir türlü başa çıkamadığı bir sorun vardır: Haliç’in kokusu… O günleri Levent Akyapak şu şekilde anlatıyor: “18 yaşımdayken askere gittim. Tabii o zamanlar askerlik 24 ay, epey de uzun bir süre… İstanbul’un Haliç kıyısındayız. Lakin bir koku var ki, dayanılmaz. Hele bir de sıcak havalar bastırdığında değil yaşamak, nefes almak bile güçleşirdi. Askerdeyken yemeden içmeden kesildim.  Hatta 52 kiloya kadar düştüm. Acemilik bittiğinde bana İstanbul’da kalabileceğim söylendi. Ama ben İstanbul’da devam etmek istemedim. Usta Birliğim Kars’a çıktı. Kars’tan sonra askerliğim biter bitmez Bursa’ya döndüm. Bursa’da da hemen ara vermeden babamın yanında atölyede çalışmaya başladım.” 

AMCALARIYLA YOLLARI AYRILIR

Levent Akyapak ayağının tozuyla babasının atölyesinde çalışmaya başlar; ancak sıkıntılar da kendini göstermeye başlar: “Askerden döner dönmez başladım mesleğe… Tabii o zamanlar para yok, herkes dişini tırnağına takıyor da çalışıyor. Gece gündüz çalışıyoruz; ama ödemelerde sorun yaşanıyordu. Amcalarım da mali sıkıntılarını öne sürdü ve bana maaş veremeyeceklerini söyledi. Durum böyle olunca 1982 yılında firma bölündü. Bu durumu kabul etmeyen babam Fevzi Akyapak, beni de yanına alarak kardeşlerinden ayrıldı… Ayrıldı; ama tabii yeterli sermaye yok. Elimizde başka yapabileceğimiz iş de yok. Babam hemen elindeki bir arsayı satılığa çıkardı. Göç sonrası toprak reformunda devletin verdiği arsayı sattı ve böylece Bursa’nın Yıldırım semtinde 50 metrekarelik küçük bir atölye açtık. Başlangıçta yalnızca bir torna, bir matkap ve bir planyamız vardı. Yeri geldiğinde çelikleri, sacları ellerimizle keserdik. Yoktan var etmeye çalışıyorduk. Akyapak Makine’nin ikinci yerinde de 3-5 mm kalınlığına kadar sac bükme makinaları üretmeye devam ettik.” 

KENDİ YOLUNU ÇİZDİ, TEK BAŞINA DEVAM EDECEKTİ

“Üç sene boyunca babamla birlikte çalıştık. Ama aramızda her baba oğul arasında olabilecek anlaşmazlıklar çıkmaya başlamıştı” diyen Levent Akyapak, cesurca karar verip yoluna tek başına devam etmeye karar vermiş: “1989’a gelindiğinde babamdan ayrılıp kendi yolumu çizmeye karar verdim. Ama bu karar oldukça zordu… Hem dönem itibariyle zorlu yılların yaşandığı, hem de ekonomik anlamda yeterli olmadığım bir zamandı. Ancak kararımı vermiştim. Eşimle beraber düğünümüzde takılan az miktarda altınımız ve kendi birikimlerimle idare ettim. Bir arkadaşımın atölyesinde raylı pencere sistemlerinin açılıp kapanmasını sağlayan makara kalıplarını yaparak biraz sermaye toplamayı başardım. Bu parayla 1992 yılında Anadolu Mahallesi’nde 150 metrekarelik bir atölye kurdum. Canla başla çalıştım ve Akyapak Makine olarak bükme makinalarını üretmeye tek başına devam ettim. Üç yıl içerisinde ihtiyaçtan dolayı atölyeyi büyütüp yeni makinalarla üretimimizi güçlendirdik. Sonra da başarı geldi. Her üretimden sonra başka firmalar da bizimle çalışmak istediğini söyledi.”

“İHRACATLA BÜYÜDÜK”

İstikrarlı olarak ilerleyen Akyapak Makine, 1996 yılında Orhan Er’in şirkete ortak olması ile yurt dışına açılır. Almanya’da büyüdüğü için iyi derecede Almanca bilen ve makina satışında tecrübeli olan Orhan Er, ilk olarak Hamburgh’taki Knuth isimli firmaya bir tır makina satmayı başarır. Sonrasında yaşanan gelişmeler ise şaşırtıcı bir boyut kazanacaktır: “İlk ihracatımız Almanya’ya gerçekleşti. Bu bizim için ayrıca önem teşkil eden bir projeydi. İlk kez yurt dışına açılıyorduk, hem de makinanın anavatanına tamamen yerli ürettiğimiz kendi markamızla makinamızı satacaktık. Hepimiz oldukça heyecanlıydık, çok titizlenerek çalışmıştık. İşte bu ihracatımızdan o günün parasıyla 55 bin mark civarında bir para kazandık. Bizim kapasitemiz için oldukça büyük bir paraydı; ama bunun daha başlangıç olduğunun bilincindeydik. Ürettiğimiz makinanın nakliyesini gerçekleştirdik. Almanya’ya makinalarımızı götürdük; ama tam altı tır siparişle döndük. Ne kadar çalışırsak bir o kadar daha iş geliyordu. Üretim hattımız aldığımız siparişlere yetmeyince atölyeyi 300 metrekare daha büyüttük. Almanya ile yaptığımız başarılı çalışmamız sonrasında bu sefer Avrupa’nın diğer ülkelerinden de siparişler gelmeye başladı.”

“ÇOK ZORUMA GİTTİ”

Hollandalı bir müşterisiyle olan anısını bizlerle paylaşan Levent Akyapak o anıyı şu şekilde anlattı: “Avrupa ile işlerin yoğunlaşmaya başladığı dönemde Türkiye’ye Hollandalı bir müşterimiz geldi. Tabii yabancı bir ülkeden geldiği için Türkiye’yi gözlemleyip her yerde fotoğraf çekiyordu. Bizim atölyenin çevresinde de fotoğraf çekmiş. O dönemde atölyemizin çevresinde yaşayan insanlar oldukça fakirlik çekiyor. Tabii bana da o fotoğrafları gösterince gücüme gitti, kendimi kötü hissettim. İşte o an aklıma kazındı. Ne kadar başarılı olursak olalım insanların refahı yerinde değilse bir anlamı yoktu. Bu yüzden de ne kadar çok fazla kişiye iş imkanı tanıyabilirsem benim için o kadar iyi olacaktı.” İşte bu anıdan sonra Levent Akyapak 1997 yılında Yaylacık Köyü yakınlarındaki bin 500 metrekarelik, zamanının yeni teknolojisiyle donatılmış üretim tesisine geçer: “Tesisimizi taşımıştık. Bu yeni tesisimiz zamanın koşullarına göre hem son teknolojiyle donatılmıştı, hem de çalışan kapasitemizin sayısını arttırmıştık.  Aynı dönemde İspanya’dan gelen beş adetlik büyük makina siparişi, yükselişimizin ikinci adımı oldu. 10 yıla yakın süre yeni tesisimizde hem tecrübemizi, hem de ürün gamımızı geliştirdik. Böylelikle markamızın ardından büyüme sürecimize hız katma dönemimiz başladı. 2000’li yılların başında neredeyse tüm Avrupa’ya metal bükme makinalarımızı satıyorduk. Bu süreç içerisinde yaşanan ekonomik krizleri ve zor dönemleri çok çalışarak ve yurt dışı bağlantılarını kuvvetlendirerek atlattık.”

“TEKNOLOJİYE HEP ÖNEM VERDİK”

 

Soba borusu bükme makinaları üreterek çalışmaya başlayan Akyapak Makina, 2000’li yılların başında 40-50 mm’lik sacı bükebilen makinaları imal eder hale gelir. Teknolojiye yatırım yapmanın önemine değinen Levent Akyapak; “Teknolojiye hep önem verdik. Ürettiğimiz makinaların ve kendi üretim hattımızın son teknolojiye uymasını hatta onun önüne geçmesini istedik.  Bu kapsamda 2005 yılında Akçalar Sanayi Bölgesi’nde alınan araziye 10 bin metrekare kapalı alana sahip fabrika yaptık. Ancak talebin artmasıyla kapalı alanı önce 16 bin daha sonra 21 bin metrekareye yükselttik. İşte bu gerçekten büyük başarıydı. 50 metrekareden 21 bin metrekareye uzanan bir başarı hikayesini gerçekleştirmiştik. Ama hedefimiz daima daha yukarılara çıkma, daha fazla iş imkanı sağlayabilmekti.” Akyapak Makine artık konvensiyonel makinaların yanında yarı otomatik NC ve tam otomotik CNC kontrollü makina üretimi yapıyor. 2006 yılında çelik konstrüksiyon ve inşaat sektöründeki yükselişi takip eden firma, sektör için önemli olan profil delme hatlarını ileri teknoloji ile Türkiye’de üretmeye başlayarak hem ülke, hem de sektör için yerli üretime katkı sağlıyor. Türkiye’de birçok firma ve yabancı markanın distribütörlüğünü yapmaya başlayan Akyapak Makine; aynı zamanda yurt dışına distribütörlük de vermeye başladı. Akyapak Makine şu an 32 bin metrekarelik kapalı alanda sac, boru ve profil bükme makinaları, profil ve plaka delme makineleri ve kaynak çözümleri ile otomotiv, denizcilik, havacılık, inşaat, ısıtma-soğutma, enerji, petrokimya, savunma sanayisi gibi küresel ekonomiye yön veren pek çok alan için makine üretmeye devam ediyor.

Reklamlar

AKYAPAK MAKİNE” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s